ÖĞRETMENİN YÜKÜ AZALTILMALIDIR

ÖĞRETMENİN YÜKÜ AZALTILMALIDIR

Kıymetli Öğretmen arkadaşlarımız 24 Kasım Öğretmenler Gününüzü tebrik ediyorum.

Öğretmenler eğitimin temel bireyidir. Eğitim bir toplumun geleceğini inşa etme sanatıdır. Bir milletin gençlerini yetiştirmek ve geleceğine yön verme işlemidir. Bu işlemde işin temeli öğretmenlerdir. Öğretmenler eğitimin temel direğidir. O zaman öğretmenlerin eğitimdeki yerini önemsemek mecburiyetindeyiz. Geleceğimiz önemsiyorsak öğretmenlerin yetiştirilmesini ve özlük haklarını da önemsememiz gerekir.

Bugün maalesef eğitimin bütün yükünü öğretmenler çekmektedir. Oysa eğitimin tüm sorunlarını öğretmen üzerine yüklemek öğretmene haksızlık yapmaktır. Çünkü eğitim sadece öğretmenin düzelmesi ile düzeltilecek bir olgu değildir. Eğitimin yönü, eğitim sistemi, eğitim sisteminde etkili olan fikirler, yol haritası, müfredatlar, kitaplar aile, toplum, eğitimi yöneten Milli Eğitim Bakanlığı ve öğretmenler bunların hepsi eğitimin bileşenleridir. Öğretmenler bunların sadece bir kısmıdır, ya da bir maddesini teşkil eder. Bu yüzden biz eğer eğitimi önemsiyorsak önce eğitim sistemini eğitimin yönünü iyi tespit etmemiz gerekiyor. Sağlam bir temele oturmuş bir eğitim sistemimiz olması gerekir ki, eğitim sağlam olsun, ileriye doğru istikrarlı bir şekilde gidebilsin.

Bunların hepsini yaptıktan sonra iyi yetişmiş öğretmenler olması gerekir yani, öğretmenlerin liseden itibaren seçilerek lisede ve eğitim fakültesinde iyi yetiştirilmiş olması gerekir. Eğitim ancak iyi yetiştirilmiş öğretmenler eliyle zirveye ulaşabilir. Fakat bugün baktığımız zaman öğretmenlerin dertleri büyük. Öğretmen kesimi en başta itibarsızlaştırılmış bir kesim haline gelmiştir. Öğretmen maalesef velinin gözünde, öğrencinin önünde itibarını kaybetmiş bir vaziyettedir. Bunun temelinde ise, Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmene bakışı, öğrenciyi öğretmenin karşısında daha üstün hale getirmesi politikası vardır.

Bugün öğretmenlerin itibarının yeniden kazandırılması gerekir. Geçmişte olduğu gibi bunun yanında öğretmenlerin eğitimin bütün yükünü çekemeyeceğini öncelikle bakanlığın kabul etmesi lazımdır. Öğretmenler eğitimin bileşenleri içinde bir grup olduğunu kabul edip yükün tamamını öğretmenin sırtına yıkmadan, öğretmenlerin burada bir parça olduğunu, bir bölüm olduğunu görerek ona göre öğretmenin yükünü azaltmak gerekir.  Bunun yanında öğretmenler bugün sınıfta derse girdiği zaman özlük hakları ile ilgili, geçimle ilgili kafasında bir sorun olmadan ders işleyebilmelidir. Yani öğretmenlerin özlük hakları çözülmüş, geçim derdi halledilmiş olması gerekir. İşte o zaman öğretmenler sınıfta hakkıyla derslerini anlatabilecekler, öğrencinin karşısında güçlü bir şekilde varlığını hissettirebileceklerdir. Bunu yaparken 24 Haziran seçimlerinden önce verilen 3600 ek gösterge vaadinin öğretmenlere mutlaka verilmesi gerekir. Kimse şunu söylememelidir: "Efendim Türkiye’de ekonomik sorunlar var, pahalılık var, enflasyon var. Bu enflasyonun içerisinde öğretmenlerin 3600 ek göstergeyi istemesi mi ne derece doğrudur?" Eğer istenirse Türkiye’de 3600 ek gösterge çok kolay bir şekilde verilir. Bunun en basit hesabı kurban bayramından bir iki hafta sonra Türkiye’de gündeme gele şarbonlu canlı hayvanın ithali üzerine düşünülmesi yeter. Bu hayvanları kim ithal etti, hangi şartlarda ithal etti?  Bu hayvanlar buraya getirildikten sonra şarbonlu olduğu belli olduktan sonra imha edilmesi için ne kadar masraf yapıldı? Tüm bunlar düşünüldüğünde sadece şarbonlu hayvanların ithaline harcanan para ve bu harcamayı yapanlardan ve bu ithali yapanlardan tahsil edilecek para sadece öğretmenlere değil tüm devlet memurlarına 3600 ek gösterge vermeye yeterde artar.

Öğretmenlerimiz ekonomik sorunlardan mutlak kurtarılması gerektiğini düşünüyoruz.  Buna öncelik verilmelidir. Çünkü öğretmensiz eğitim mümkün değildir.  Bütün eğitimci kardeşlerimizin öğretmenler gününü tebrik ediyorum. Bundan sonraki yıllarda sorunsuz bir öğretmenler günü yaşamak dileği ile hoşça kalın!

 

Hamdi Sürücü

ÖĞ-DER Genel Başkanı

 

Google Plus'da Paylaş

Haber Görselleri

Yorumlar