BENI HABERDAR ET
E-mail adresinizi ekleyerek hizmet- lerimizden haberdar olabilirsiniz.
Ad Soyad
:
E-mail
:
Ekle
Çıkar
NAMAZ VAKTİ

HAVA DURUMU
ZIYARETÇI SAYISI
Bugün :
1
Toplam :
276644

İbrahim DEMİRKAN

http://www.millisuur.com.tr/icerik_yorumla.php?id=393

Eğitim, kişinin ruhî ve bedenî terbiyesini hedefleyip kendi özgüvenini kazandıran ve toplumsal kültüre entegrasyonu sağlayan bir süreçtir. Batıdan doğuya her ülkenin, milletin ve topluluğun kendi değerlerini inşa etme yolunda kullandığı en önemli kaynak eğitimdir, okuldur. İşte bu süreçte ortaya çıkan bariz bir durum da, eğitimin, bireyin toplumla çatışmayacağı, toplumun ana değerleriyle uyumlu bir yaşam biçimine kadar uzanan bir değişimi hedeflediğidir.

Son yıllarda gerek ülkemizde gerekse dünyada sıkça rastlamaya başladığımız okullardaki şiddet olayları ise herkesi endişelendiriyor. Şiddet gibi her türlü sorunu çözmesi gereken eğitim kurumlarımız ve sistemimiz artık sorunun kaynağı haline gelmişse, burada üzerinde durup düşünmemiz gerekecektir. Sorunların tespiti ve çözümü noktasında bazen atıfta bulunacağımız iki İslamî kavram, iman ve ameli aslında hiçbir noktada unutmuş değiliz. Tüm sorunların çözümünde vereceğimiz ilk adres tahkiki iman ve amel olacaktır.

Eğitim deyince genelde akla ilk gelen okullarda yapılan resmi eğitimdir. Bir de informal eğitim biçimleri vardır ki bu eğitimin hocaları ‘yeni medya´ ve onun TV, gazete gibi atalarıdır. Öğrencileri ise ‘tüm insanlıktır´ desek yeridir. Bu sorunu çok önceden yaşayan Batı, özellikle sinema alanında ortaya koyduğu eserlerle problemin varlığını daha geniş kitlelere duyurmuş ve filmlerinde çözüm yolunun şahsi gayret ve fedakârlıklarla olacağını dile getirmiştir. (1)

Fransızlara, 21 yıl aradan sonra 2008 yılında Cannes Film Festivali´nde hasretle bekledikleri Altın Palmiye´yi kazandıran Sınıf (Entre Les Murs / Duvarlar Arasında), Batı dünyasında eğitimin çöküşünü haber veren bir filmdir. Özellikle taklit ettiğimiz batı dünyasında, Fransa gibi gelişmiş ülkelerde her işin yolunda gittiğini zanneden ve onların sistemlerine öykünenlere bu filmi izlemelerini tavsiye ediyorum; çünkü taklit ettiğiniz sistemler can çekişiyor ve çözüm yolu arıyorsak artık gittiğimiz yoldan daha farklı bir yola yönelmemiz gerekecektir.

Öğretmenlik hayatımda edindiğim tecrübelere dayanarak söyleyecek olursam bu yollardan birisi de çağımızın yetiştirdiği mühim âlimlerden Bediüzzaman´ın önerdiği okul modeli Medresetüzzehra´dır. Bediüzzaman "Münazarat" adlı kitabında "Camiü´l-Ezher´in kızkardeşi olan ‘Medresetüz-Zehra´ namıyla Dârülfünûn-u mutazammın, Kürdistan´ın merkezi hükmünde olan Bitlis ve iki refikası ile Bitlis´in iki cenahı olan Van ve Diyarbekir´de tesisi!" dedikten sonra hangi felsefeyle ve amaçla böyle bir okul ve eğitim sistemi istediğini aynı eserinde soru-cevaplar içerisinde madde madde açıklamaktadır. (2)

Aklî ilimlerle dini bilimlerin bir arada okutulması istenilen bu okul modeliyle akıl-kalp birlikteliğinden doğan uyumlu bir hayat düzeni hedeflenmektedir. Bediüzzaman şer´i ilimlerle müspet ilimlerin okutulacağı bu okul ile nasları ve metinleri doğru okumak kadar, olayları ve toplumsal hayatı da doğru okuma melekesini ve yeteneğini geliştirmeyi hedeflemiştir.

Şiddet, fiziki ve ruhi olarak temel iki çerçevede icra edilmektedir; okulda, işyerinde ve aile hayatında fiziksel yaralama, mobbing ve psikolojik baskılar gibi. Bu davranış tarzına yönlendiren modeller ise TV, sinema ve habercilik gibi medya unsurları tarafından şuurlu ya da şuursuz bir şekilde verilmektedir. Aslî genleriyle oynanan bu toplumun bünyesindeki rahatsızlık şudur; tedavi edilemediği için yoğunlaşan sorunlarını içine yönlendiren bireyler intihara, sorunlarını dışına yönlendiren bireyler ise cinayete yönlenmektedir. Öyle ki sinemada ABD´li yönetmen Quentin Tarantino ile başlayan şiddette estetik akımı ki bu anlayışa birçok eleştiriler yapılsa da ile ‘şiddet´ medyada artık bir eğlence unsuru olarak sunulmaya başlandı ve modern dünyanın vazgeçilmez bir gerçekliği halini kazandı.

Yukarıda bahsettiğimiz şiddetin estetize edilmesi ve pazarlanması ile egemen değerleri ve ‘yeni gelenekler´i oluşturan Batı dünyası, bu oluşumda erdemler ve manevi değerlerden daha çok, gişede cebine indirecek para kazanma yollarını ön planda tutmuştur. İnsanî zaaflardan faydalanan bir drama anlayışıyla haber kurgulamakta, sinema ve dizi yapılmaktadır.

Bir ülkeyi ekonomik olarak ele geçirmenin yolu artık kültürden geçmektedir. Silah zoruyla kimse size Mc Donalds kültürü ya da hamburger endüstrisi ithal edemez; ama sinema ve TV ile sağladığı imaj sizin onu çağırmanıza yeter. (Yeni gelenekler derken, her akşam evde oturulup TV izlenmesi gibi yeni toplumsal alışkanlıklardan bahsediyoruz.)

TV sadece bir seyir aracı değildir; kültürel kodları oluşturur ve şuursuz izleyicinin beynine örnek rol modeller yükler. İnsanların zevki, dünyaya bakışı ve arzuları buna göre şekillenir ve bunları elde etmek için, şiddet dâhil, her türlü yola başvurabilir. Şiddet, film ve TV´lerdeki iyi karakterler aracılığıyla bir sorun çözme biçimi olarak meşrulaştırılmakta; hatta normal bir çözüm yolu olarak görülmektedir. Bu batılı anlayışı Bediüzzaman: "İşte yabanî edebse, hamaset noktasında hakperestliği etmez. Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder." (3) diyerek vurgular.

Batı medeniyeti aslî yapısında hakkı değil, gücü ve kuvveti üstün tuttuğu için, ‘haklı olan değil güçlü olan haklıdır´ felsefesine inandığı için, bu minvalde bir hayat felsefesiyle yola çıkmaktadır. Burada hakim değerleri üreten ana motor, ‘kitle iletişim araçları´ diye de özetleyebileceğimiz medyadır. Yeryüzünün Amerikanlaşması ya da batılılaşmasını kültürel ve ekonomik hegemonya ile başlatan, hakkı değil menfaati üstün tutan bu zihniyetten nasıl kurtulacağız?

Artık okullarda yetişen bireylerdeki idealsizlik bizlere Bediüzzaman´ın sözünü anımsatır; "Gaye-i hayal olmazsa veyahut nisyan veya tenasi edilse, eczanelere dönüp etrafında gezerler." (4 )

Yani, ‘idealsiz insanlar bencil ve kendi rahatından başkasını düşünmeyen insanlardır´ sözü, şuursuz gençliğin niye gayr-i meşru işlere saptığını izah eden anahtar bir cümledir. Peki, kişinin idealinin ‘ene´ye dönmesinin ne gibi zararları olur? Bu ene Kur´an´ı rahmetle sulanmazsa zararlı bir unsura dönüşür, "Koca bir ejderha gibi, vücud-u insanı bel´eder. Bütün o insan, bütün letaifiyle adeta ene olur." (5)

Medyanın şiddeti beslemesini nasıl engelleyebiliriz? Burada okullarımızda seçmeli ders olarak verilen "medya eğitimi ya da okuryazarlığı" dersi de önem kazanmaktadır. Çünkü şiddeti besleyen ana kaynak medya olarak gözükmektedir.

Öğrenciye medyaya ait her türlü mesajın asıl şekillendiği yerin masa başı olduğu (yazı işleri müdürünün masasından montaj masasına kadar), bu anlamda ‘fictive´ yani kurgusal olduğu, kişisel menfaatler dâhil siyasal ve ekonomik çıkarlara göre dizayn edildiği hatırlatılmalı.

"Bazı eğitimciler, gençlerin, fotoğraf çekmek, öykü kareleriyle (storyboard) düşünceleri planlamak ve organize etmek, metinler yazmak ve kamera önünde oynamak, kendi internet sayfalarını tasarlamak veya bir haber öyküsünü bildirmek deneyimlerini yaşamadıkça kitle iletişiminin gerçek anlamda eleştirel tüketicileri haline gelemeyeceklerine inanmaktadırlar." (6)

Okul hayatımızda bunu yapamayacak öğrencilerin de var olduğunu biliyoruz; ama öğrencilerin doğruyu ve yanlışı vermede daha kolay kazanabileceği bir anahtar verebiliriz; bu anahtar da imandır, inançtır.

Medyanın diline baktığımızda insanları şiddete ve menfi harekete yönlendiren asıl sorunun direkt ateizmden değil, tüketim kültürünü yayan kapitalist ahlaktan kaynaklandığını söylemek mümkündür. Maneviyata ait olan olguları bile birer tüketim metaı hâline getirmeye çalışan materyalist bir ahlaktan sıkça şikâyet ediyoruz. Ruhları yakıp kavuran bu nefistperestliğin izalesi, imanı, kaideleri bilen ve uygulayan toplulukların işbirliğiyle, güç birliğiyle mümkündür. Gayri meşru şiddetten ve cinsellikten uzaklaştıracak, kalpte manevi bir yasakçı bırakacak imanın altı esasının akıllara ve vicdanlara işlenmesi birçok sorunun üstesinden gelmemizi sağlayacaktır. Sadece bilen ve söyleyen değil, aynı zamanda yaşanan iman, insana ve insanlığa faydalı olabilir; yoksa eylemsiz fikir zayıf, fikirsiz eylem yıkılmaya mahkûmdur.

İmanı bu anlamda bir şehre elektrik dağıtan ana trafoya benzetebiliriz. Eğer bu trafonun bağlantısı şehir şebekesiyle kesilirse, evlerdeki elektrikler istediği kadar açık olsun, hiç bir faydası olmaz. Elbette medyanın dışında, şiddette aile, mekân, iklim ve arkadaş çevresi gibi faktörler de önemli etkenlerdir. Konuyla ilgili yapılmış "Okullardaki Şiddet Davranışının Kaynakları Üzerine Kuramsal Bir Yaklaşım" başlıklı bir çalışmanın giriş bölümünde: "Okulda şiddet fenomeni yeni bir olgu olmamakla birlikte, özellikle son yıllarda giderek bir tırmanma eğilimi gösterdiği yönünde bir algılamanın ortaya çıktığı söylenebilir. Bu çerçevede, özellikle kitle iletişim araçlarında, okuldaki şiddet olaylarına ilişkin haberlerin sayısında bir artışın varlığı dikkat çekmektedir. Kitle iletişim araçlarında şiddet olaylarındaki görünürlük düzeyinin artışını gözlemlemenin yanı sıra, şiddet olaylarında bir artma eğiliminin ortaya çıktığı yönünde iddialara da rastlamak mümkündür" (7) denilerek, kitle iletişim araçlarının, medyanın olumsuz yönüne vurgu yapılmaktadır. Elbette bu sorun yasakçılıkla çözülemez, alternatif ürünler ve ahlaklı yayıncılık anlayışıyla çözülebilir.

Doğrusu 1990´lara kadar ülkemizde belki öğrencilere yönelik öğretmen şiddeti varken, artık 90´lardan sonra şiddetin öğretmenlere doğru yöneldiğini söyleyebiliriz. Her ne kadar şiddetin menfi bir kavram olduğunu belirtsek de, salt şiddetin aleyhinde olmak insanî varlığımızı inkârdır aslında. Şiddetin insana verilmesinde hikmetler vardır. Bu duygular insanın canını, namusunu, malını ve vatanını koruması için verilmiştir. Düşmana karşı cihad, mal ve namusu koruma güdüsü için verilmiş olan bu duygunun barış zamanlarında da tatmin olması, boşalması için sünnet olan güreş, ata binme, yüzme ve koşu gibi aktivitelerin yanında ‘Kurban´ ibadeti de emredilmiştir. İslam´da kurban emri İspanyolların boğa güreşinde sergiledikleri ‘şiddeti tatmin´ duygusu gibi değildir. Nefis ve benlikten kaynaklanan güç sarhoşluğunun da ifna edilmesi; yani kesilmesidir aslında ve bizde nedense daha çok merhametimizi kabartır, bir zafer duygusundan çok acıma hissini verir kurban ibadeti.

Şiddeti önleme adına artık akademik başarıdan çok ahlakî tutuma da önem veren bir eğitim sistemi kurgulanmalıdır. Öğretmenlik hayatımda gördüğüm kadarıyla şiddetten uzak tutmanın en iyi yolu öğrencileri bol bol sosyal aktivitelere dâhil etmektir. İlköğretim öğrencilerini pikniğe götürmek ya da hastane, fabrika, cami gibi ortamlara götürmek önemli izler bırakan faaliyetlerdir. Nimete ve kendi bedenine sahip olmadığını Malik ül-Mülk´ün Allah olduğunu, bunların birer imtihan aracı olduğu şuurunu nimeti verene yakınlaştırarak hissettirebiliriz. Nimeti verene ise şöyle yaklaştırabiliriz: Öğrencileri bir sütün paketlenmesine kadar geçen süreci ya da bir ekmeğin yapılış sürecini gözlemlemesi için tarladan, mandıradan başlayarak un ya da süt fabrikasına, oradan da fırına ve markete götürdüğümüzde, bu kadar emeği ve yaratılış sürecini görmeleri onları Allah´a daha da yakınlaştıracak ve onlara nimete saygı göstermeyi öğretecektir.

Yine Ensar-Muhacir modeli yapılarak dezavantajlı mahalle okullarıyla avantajlı mahalle okulları arasında kan kardeşliği gibi menfi davranışlar yerine, sınıf ve öğrenci kardeşliği tesis edilebilir. Elbette bu organizasyonun yapılma sebebi Hicret olayına dayandırılarak anlatılırsa etkili olur. ‘Çağrı´ filminde yer alan Mekkeli ve Medineli Müslümanların kardeş ilan edildiği sahne izletildikten sonra müspet bir kardeşlik iklimi tesis edilmiş olur.

İnsanlara daha insanî idealler ve hedefler koymalıyız. Objektiflik adı altında salt bilgiye ve dünyaya odaklanan bir eğitim müfredatı, hayatın gerçeklerini inkâr üzerine kurulmuş demektir. Ölümden bahsetmeyen bir eğitim sistemi ne kadar gerçekçi ve öğrenciyi hayata hazırlama noktasında ne kadar sahicidir? (8)Hayatla bütünleşmeyen ve onun realitesine göre bir açıklama getirmeyen her öğreti, beslendiği eğitim sistemine karşı güvensiz bir bakış açısını getirecektir. Çoklu Zekâ Kuramı´nı getiren Gardner "Okul öğrenmeleri bir toz tabakası gibidir. Duvara tosladığında gerçek ortaya çıkar." der. (9)

Son olarak medya, eğitim ve şiddet ilişkisinde en güçlü kozun hayat boyu ve hayatı bütünüyle kuşatacak bir eğitim anlayışının elinde olduğunu söyleyebiliriz. Medya dediğimizde sadece menfi anlamda bir medyadan bahsedemeyiz. Hayrı ikame etmeye çalışan medya da var. Eğitimi, özellikle değerler eğitimini sadece okuldan ibaret sayarsak yanılırız. Yukarıda da değindiğimiz gibi konuşulan değil, yaşanan değerleri hayat boyu, hayatın her alanında gerçekleştirebilirsek bizlerin kurtuluşuna vesile olur. Böylece menfi yayınların etkisinden bunalıp gerek ideolojik gerekse psikolojik sebeplerden kaynaklanan şiddete yönelen gençliği hayra yönlendirmede inşallah faydalı bir adım atılmış olacaktır.

 


1- Les Choristes (Koro, 2004, Fransa), Finding Forrester (Forrester´ı Bulmak, 2000, ABD) gibi filmleri bu kategoriye örnek verebiliriz.

2- Bediüzzaman Said Nursi, İçtimai Dersler (Münazarat ), Sh. 141-145, Zehra yay.

3- Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Sh. 930, Zehra yay.

4- Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat , Sh. 536. Zehra yay.

5- Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Sh. 672, Zehra yay.

6- Medya Okuryazarlığı Hareketinde Yedi Büyük Tartışma (Renee Hobbs), Çev.: Melike Türkân Bağlı, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, Yıl: 2004, Cilt: 37, Sayı: 1, Sh.126

7- Okullardaki Şiddet Davranışının Kaynakları Üzerine Kuramsal Bir Yaklaşım, Zahir KIZMAZ, Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl:2006 Cilt: 30, Sayı:1, Sh.47. Yine bu konuyla ilgili Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyelerinin TÜBİTAK desteğiyle liselerde yaptığı kapsamlı bir şiddet araştırmasının sonuçları da üzücü veriler içermektedir,

10 LİSELİDEN 9´U ŞİDDET GÖRÜYOR, BUGÜN Gazetesi, 21.05.2012, Sh.1

8- Bu konuyla alakalı "Eğitimde ve Hayatta ‘Ölüm´ Meselesi" başlıklı yazımıza bakılabilir. YENİ ASYA gazetesi, 04.01.2012, Sh. 2

(http://www.yeniasya.com.tr/yazi_detay.asp?id=4761. Linke ulaşma tarihi; 21.05.2012)

9- Prof. Dr. Bahattin ACAT, Öğrenme Sürecinde Değerler ve Öğretmenin Ahlaki(Moral) Liderliği, Değerler Eğitimi Uluslararası Konferansı Kitabı

28-29 Mayıs 2010), Sh 140, ,İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü Yayını

Yazdır
Eğitim Yazıları
YENİ BİR BİLİM DALI: MANEVİ SOSYAL HİZMETLER
VAH MİLLİ EĞİTİM VAH…!
SUÇLU ÇOCUK YOKTUR
SİYASİ KÜLTÜR...
ÖĞRETMENLİKTE BAŞARININ SIRLARI VE ELLERİ ÖPÜLESİ ÖĞRETMENLER...
OKUL KİTAPLARI VE İSLAM
MEKKE´NİN FETHİNİ ASRIN İDRAKİNE SUNMALIYIZ
MEHMET AKİF´İN ÇOCUKLUK HATIRALARI…
MANEVİ VE AHLAKİ EROZYONA KARŞI GENÇLER KORUMASIZ!
MANEVİ TAHRİBAT VE KAYBOLAN NESİLLER
LİSE ÖĞRETMENLERİ VE ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ
KONUŞMA ÂDABI
İSLAM VE MATERYALİZM EKSENİNDE TALİM VE TERBİYEMİZ
İMAM-HATİPLİ, BAŞÖRTÜSÜ VE BİR KİTAP
HZ. PEYGAMBER (SAV) EFENDİMİZE BÜYÜK İHTİYACIMIZ VAR
EĞİTİMİMİZİN SAYGIN ÜRÜNLERİ
EĞİTİMİMİZ VE ŞUURLU ÖĞRETMEN
Eğitim, Medya ve Şiddet
EFENDİMİZ (S.A.V.) VE ÇOKLU ZEKÂ
EDEBİYAT EĞİTİMİ VE TARİH ŞUURU
DİKKAT! ÇOCUĞUMUZ UYUŞTURUCUYA ÇOK YAKIN
ÇOCUKLARA KUR´AN-I KERİM-İ ÖĞRETMEK
ÇOCUKLADA PROBLEM DAVRANIŞLARIN KRITERLERI
ÇOCUK EĞİTİMİ
BU EĞİTİM SİSTEMİ İLE GELECEĞİMİZ KARANLIKTIR!
BAŞARILI ÖĞRENCİ OLABİLMEK İÇİN
24 Kasım Öğretmenler günü
"ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİĞİ SEÇMEYEBİLİRDİNİZ"
Öğretmenler Derneği
G. Başkandan: MAKALELER
Şuur Dersleri
ÖĞ-DER´e Üyelik
Eğitim Yazıları
Öğretmen Rehberi
Yolumuzu Aydınlatanlar
Temel Bilgiler
Önemli Gün ve Haftalar
Nasıl Bağış Yaparım?
Mevzuat
İletişim
Hoşgeldiniz
Kitap Tanıtım
Faydalı Linkler
Şubelerimiz
Tüzük
Niçin ÖĞ-DER
Faaliyetlerimiz
Yayınlarımız
Makaleler
 
Günün Ayeti

Hiç şüphesiz, göklerin ve yerin mülkü Allah´ındır. O, diriltir de, öldürür de. Size O´ndan başka ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.

Tevbe 116

Günün Hadisi

İnsan ölünce (salih) ameli kesilir. Ancak üç amelin sevabı kesilmez: Sadaka-i câriye (kamuya yararlı sadaka), faydalanılan bir ilim ve arkasında kendisine dua edecek hayırlı bir çocuk bırakmak.
Tirmizi

Günün Sözü

Yanlışın en tehlikelisi, doğruya en yakın olan yanlıştır.Çünkü doğruyla karıştırılması ve insanların daha kolay aldatılması ihtimali taşır.

Necmettin Erbakan

EĞİTİM YAZILARI
ANKET
Site Yönetimi ÖG-DER